Art est-il inutile

Disponible uniquement sur Etudier
  • Pages : 7 (1735 mots )
  • Téléchargement(s) : 0
  • Publié le : 29 septembre 2010
Lire le document complet
Aperçu du document
*
*
* Anasayfa
* Başyazılar
* Eğİtİşİm_Nedİr?
* Arşİv
* Yayın_İlkelerİ
* Künye
* Eğİtİşİm_Grubu
* Anket
* Zİyaretçİ_Defterİ
Sayfayı Facebook'ta Paylaş
SAYFAYI FACEBOOKTA PAYLAŞ
En Çok Okunan 10 Yazı
* Eğitimde Yeniden Yapılanma ve Yapılandırmacılık
* Okulda Öğretmen-Öğrenci İlişkileri
* Uygur Türklerinin İnanç Sistemlerinin ResimSanatlarına Etkileri
* İlköğretimde Öğrenci Sloganları
* Bilime Katkı ve Bazı Türk Bilginlerinin Bilime Katkısı
* Küreselleşme ve Bilgi Toplumu
* Çocuk Kitaplarında Bulunması Gereken Bazı Özellikler
* Skaler ve Vektörel Büyüklükler
* Mankurtlaştırma Sürecinde Ateş Suyu Etkisi
* Nedim'in Gözüyle Kadın Güzelliği
Mankurtlaştırma Sürecİ
J. J. Rousseau'daBilim-Sanat-Erdem İlişkisi | | |

Yazar Deniz Sütel    Okunma Sayısı: 130 |
 JEAN-JACQUES ROUSSEAU'NUN "BİLİMLER VE SANATLAR ÜSTÜNE SÖYLEV" ADLI ESERİNDE BİLİM-SANAT-ERDEM İLİŞKİSİ Ahlak felsefesi, insan yaşamının ahlaki boyutu ile ilgilenir. İnsan yaşamının değerleri, ilke ve yargıları Ahlak Felsefesinin konularını oluşturur. Ahlak ise, insanların birbirleriyle ya da devletle olan ilişkilerinde ortayaçıkan ve yapılması beklenen davranışlardır.[1] “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlakın düzelmesine yardım etmiş midir?”[2] Rousseau’nun eserlerindeki tezlerini özetlediği ve yazarlık kariyerinin dönüm noktası olan eseri, “Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev” adlı eseridir. Ahlak-Bilim-Sanat ilişkisini irdelediği söylevi ile ve diğer eserleriyle Rousseau şahdamarı olarak nitelendirebileceğimünlü soruya “Hayır” cevabını vermiş ve fikirlerinde hiçbir zaman sapmayarak, ilerleyen zamanlarda da bu fikirleri genişletmeye ve kanıtlamaya adeta kendini adamıştır. Dijon akademisi tarafından sorulan “Bilimler ve sanatların gelişmesi ahlakın bozulmasına mı, düzelmesine mi yardım etmiştir?” sorusuna cevap arayan yarışmanın ürünüdür bu söylev. Eser, Rousseau’ya göre coşkunluk ve güçlülük doludur.Mantık ve düzenden yoksundur. Eserleri arasında ölçü, uyum ve akıl yürütme konusunda en zayıf olanıdır. Özgürlük, kendine yetmenin verdiği huzur ve mutluluk, erdem, servet ve şöhretin hiçliği gibi duygularla yazılmış olan bu eserin ödül kazanması, Rousseau’daki güven ve azmi perçinlemiştir. “Ün nedir ki? İşte ben ünümü şu zavallı esere borçluyum. Bana bir armağan kazandırmış ve adımı tanıtmış olan bueser, nihayet orta halli bir yazıdır; hatta diyebilirim ki bu kitabın en zayıf parçalarından biridir. (Bu söylev o zaman Rousseau’nun iki romanı ve diğer söylevi, Emile, Contrat Social, La Nouvelle Heloise ile bir arada basılmıştır.) Bu ilk yazı yalnız değeri kadar rağbet görmüş olsaydı, onu yazan adam nice felaketlerden kurtulmuş olurdu. Fakat layık olmadığım bu şeref yüzünden insafsızlığa uğramamgerekiyormuş. [3] Rousseau’ya göre, söylevde üzerinde durulan konu insanın mutluluğu için elzem olan konudur. İnsan zamanın ötesinde yaşamayı seçtiyse, toplum fikirleri ve memleket kurallarına bağımlı yaşamı seçen insanlar için yazmamalıdır. Ki bu kesime kibar aydınlar ve gözde yazarlar girer. Rousseau bu kişilerce beğenilme endişesi taşımamaktadır. Soruya olumsuz cevap verişinin hoşkarşılanmayacağını düşünmekte ve bunu “Cüret etme” olarak nitelendirmektedir. Bir akademide bilgisizliği övmek ve hiç bir şey bilmeyen, bilmediği için de utanç duymayan adamın tarafını tutmuş biri olarak, bilim ve sanatın ahlakın gelişimine değil de bozulmasına yol açtığını savunmuş olmayı cüret olarak görmektedir. Burada yapılan bilimi yermek değildir, erdemi savunmaktır. Bilginlerin bilime verdikleri değerdendaha fazlasını, iyi insanlar iyiliğe, dürüstlüğe vermektedir. İnançlarda korkuya yer yoktur, söylem şekli korkutabilir. Sonuç olarak, kazanılacak gerçek armağan kalpte huzurdur. 1749’lu yıllarda Avrupa ülkeleri, bilgisizlikten beter bir bilim taslağının egemenliği altındaydılar. En doğal evrim belki de Edebiyat, yazma sanatı, düşünme sanatı tarafından gerçekleştirildi. “Ruhun da vücut gibi...
tracking img